"İdrâki olmayan doğru bilmez; vicdanı olmayan güzel eylemez."
"Bizge vacip olğan – soñki nefeske qadar millet ve yurt oğrunda ğayrettir." İsmail Bey Gaspıralı

14 Mart 2020 Cumartesi

İhsan Fazlıoğlu: "Sükût Kıvamında Çığlık Yazma Eser Kültürü Üzerine Tecrübî Deyişler..." FSMVÜ Yazma Eserler Uygulama ve Araştırma Merkezi açılış konuşması...


İhsan Fazlıoğlu: "Sükût Kıvamında Çığlık Yazma Eser Kültürü Üzerine Tecrübî Deyişler..." FSMVÜ Yazma Eserler Uygulama ve Araştırma Merkezi açılış konuşması...
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi'nin (FSMVÜ) yazma eser ve kitap kültürü alanlarında çalışma yapması hedeflenen Yazma Eserler Uygulama ve Araştırma Merkezi açıldı. FSMVÜ Yazma Eserler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Sami Arslan ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Andı'nın konuşmalarının ardından Yazma Eserler Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi ve İstanbul Medeniyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu ise açılış konuşmalarının ardından "Sükut Kıvamında Çığlık: Yazma Eser Kültürü Üzerine Tecrubi Deyişler" başlıklı açılış konferansını verdi.

KONFERANS VE KONUŞMALARIN KAYDINI AŞAĞIDAKİ LİNK AKTİF OLUNCA İZLEYEBİLİRSİNİZ.


- FSMVÜ Yazma Eserler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Sami Arslan:

"Kısa vadeli projelerimiz arasında çalıştaylar, paneller, kitap yayınları yer alıyor. Orta vadede ise yazma eserlerle ilgili akademik bir dergi çıkarmayı hedefliyoruz. Temel amacımız da Osmanlı ilimler literatürünü ortaya koymak olacak."

- İstanbul Medeniyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu:

"Yazma eserlerin içine nüfuz etmeli, kurucu unsurlarını belirlemeli ve bunları nedensel bir bağlantıyla inşa edip, dil geliştirmeliyiz. Merkezimizde metodolojiyi yani ahlakı geliştireceğiz. Ondan sonra da duymaya başlayacağız." Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi'nin (FSMVÜ) yazma eser ve kitap kültürü alanlarında çalışma yapması hedeflenen Yazma Eserler Uygulama ve Araştırma Merkezi açıldı. FSMVÜ açıklamasına göre, yazma eser ve kitap kültürü çalışmalarında Türkiye'nin iyi bir konuma gelmesi amacıyla kurulan Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Yazma Eserler Uygulama ve Araştırma Merkezi, üniversitenin Üsküdar yerleşkesinde hizmete sunuldu. İslam yazma eser çalışmalarında araştırma yapan ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla iş birliği yaparak ortak projeler geliştirecek merkezin, yazma eser, yazma eser kültürü ve kitap kültürü alanlarında çalışmalar yapması hedefleniyor. Açıklamada görüşlerine yer verilen Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Yazma Eserler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Sami Arslan, böyle bir merkezin Türkiye için gerekli olduğunu belirterek, yurt dışında yazma eserlerle ilgili birçok kurum ve çalışma olduğunu ifade etti. Merkezin kısa, orta ve uzun vadeli olmak üzere üç temel proje etrafında çalışmalarını yürüteceğini aktaran Arslan, "Kısa vadeli projelerimiz arasında çalıştaylar, paneller, kitap yayınları yer alıyor. Orta vadede ise yazma eserlerle ilgili akademik bir dergi çıkarmayı hedefliyoruz. Temel amacımız da Osmanlı ilimler literatürünü ortaya koymak olacak." ifadelerini kullandı. - "Yazma eser birikimimizi önemsemeliyiz" Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Andı da İslam medeniyeti mensuplarının yazma eser birikimiyle ilgili övgü merhalesini geçmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti: "İslam medeniyeti bir kitap medeniyetidir. Bir yanda kitapların içeriği itibarıyla önemsememiz gereken bir bilgi birikimi vardır, bir tarafta da kitapların sureti ve yapısı etrafında oluşmuş sanatlar vardır. Bunlardan dolayı yazma eser birikimimizi önemsemek zorundayız. Nesiller boyu Cumhuriyet döneminin Müslüman nitelikli okuryazarları olarak büyük ve zengin bir kitap medeniyetinin, bir yazma eserler külliyatının çocuklarıyız diye övünmüşüz, ama onlar Süleymaniye’de kalmış, biz sadece övünmüşüz. Kuramsal bir çerçeve çizerek, yöntemsel ve terminolojik arka planı oluşturarak ilerlenmesi gerekiyor." - "Yazma eserler alanında teorik dil geliştirmeliyiz" Yazma Eserler Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi ve İstanbul Medeniyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu ise açılış konuşmalarının ardından "Sükut Kıvamında Çığlık: Yazma Eser Kültürü Üzerine Tecrubi Deyişler" başlıklı açılış konferansını verdi. Bütün disiplinlerde olduğu gibi yazma eserler alanında da teorik dil geliştirilmesi gerektiğini belirten Fazlıoğlu, "Tanımlayan, bir şeyin adını koyar, adını koyan da yönetir. Bir ilim sadece çalışmakla gelişmiyor, asıl gelişim o ilmin terimlerini inşa etmekle oluyor. Biz de bu merkezde teorik çerçeveyi kurmaya çalışacağız. Teorik düşünme bir şeyin içine nüfuz etmek demektir. Yazma eserlerin içine nüfuz etmeli, kurucu unsurlarını belirlemeli ve bunları nedensel bir bağlantıyla inşa edip, dil geliştirmeliyiz." değerlendirmesinde bulundu. Fazlıoğlu, yazma eserlerin sükut kıvamında bir çığlığa benzediğini aktararak, şu ifadeleri kullandı: "Her yazma eser sakince, sükut halinde bir yerde durur ama aynı zamanda bir çığlığı da barındırır. O çığlığa kulak verince bir yazma eserin neleri değiştireceğini görürüz. Bir yazmayı konuşturduğunuz zaman kendi entelektüel tarihinize, bilim tarihinize, kültür tarihinize ilişkin o kadar çok şey söylüyor ve o kadar çok bilgiyi ifşa ediyor ki siz de o bilgileri bağlamına yerleştirdiğinizde ortaya muazzam bir resim çıkıyor. Bazen bilmediğiniz bir yazarı tespit ediyorsunuz, bazen bildiğiniz bir yazarın kayıtlarını buluyorsunuz, bazen de tüm medeniyet tarihini değiştirecek bilgiler elde ediyorsunuz. Merkezimizde metodolojiyi yani ahlakı geliştireceğiz. Ondan sonra da duymaya başlayacağız."


Konuşmayı indirmek ve dinlemek için Bkz:
DOWNLOAD OPTIONS
Share:

3 Mart 2020 Salı

Osmanlı Literatüründe Ben-Anlatıları Çalıştayı | İhsan Fazlıoğlu: 'Özne'nin kıyâmı: 'Ben', 'Biz' ve 'Kendilik' hakkında nazarî bir çözümleme...


Osmanlı Literatüründe Ben-Anlatıları Çalıştayı | İhsan Fazlıoğlu: 'Özne'nin kıyâmı: 'Ben', 'Biz' ve 'Kendilik' hakkında nazarî bir çözümleme...

BİLDİRİ ÖZETLERİ


















Share:

İhsan Fazlıoğlu ile Bolu Maarif Söyleşileri BAİBÜ’de Başladı


İhsan Fazlıoğlu ile Bolu Maarif Söyleşileri BAİBÜ’de Başladı

Bolu İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen Bolu Maarif Söyleşileri’nin ilki, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi (BAİBÜ) ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Söyleşiye, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu konuk oldu.


İzzet Baysal Kültür Merkezi Mavi Salonda düzenlenen söyleşiye; Bolu Valisi Ahmet Ümit, BAİBÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Alişarlı, Bolu İl Milli Eğitim Müdürü Cemil Sarıcı, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Samettin Gündüz, akademisyenler ve idari yetkililer, Milli Eğitim Müdürlüğü yöneticileri ve öğretmenler katıldı.

Söyleşinin selamlama konuşmasını yapan Bolu İl Milli Eğitim Müdürü Cemil Sarıcı, Bolu Maarif Söyleşileri’nin ilkini üniversitemizde düzenlemekten duyduğu memnuniyeti ifade ederek, “Değerli hocama, yoğun programlarına rağmen bizlere vakit ayırmasından dolayı; Sayın Valime programımızı onurlandırdıkları için; Üniversitemize ve Sayın Rektörümüze, bizlere kapılarını ve gönüllerini açtıklarından dolayı şükranlarımı arz ediyorum.” dedi.

Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu, “Gölgeyi anlamak için ‘ışık’ı bilmek: Bir gelecek bilinci olarak hafıza üzerine…” temalı bir söyleşi gerçekleştirdi.

“Hafıza, bir milletin tecrübesine, anlam ve merak dünyasına dahil olmaktır.” diyen Prof. Dr. Fazlıoğlu, özetle “Yerin üstündekilerle yetinen bir millet, köksüzdür; yerin altı da çok önemlidir. Milletleri millet kılan yerin üstündekiler değil, yerin altıdır. Hafızayı bunun üzerinden anlatmaya çalışacağım. Yahya Kemal Beyatlı’ya soruyorlar 1950’de, İstanbul’un nüfusu kaç milyon diye? ‘80 milyon’ diyor. Türkiye’nin nüfusu 18 milyon o tarihlerde. Biz, ölülerimizle yaşayan bir milletiz. İstanbul dediğiniz, toprağın altındakilerle birliktedir. Biz, hafızamızı geriye doğru taşıyamıyoruz. İstanbul’un çeşitli mahallelerinde kimliğini saklayarak iyilik yapan bir kişiyi, Robin Hood’a benzeten bir milletin mensubiyeti, Türk tarihi olamaz. Bir Alman, bir Fransız bunu yapmaz. Hangi konuda olursa olsun sizin örnekleriniz, masallarınız, misalleriniz, meseleleriniz, temsilleriniz hangi kültüre aitse, siz o kültüre aitsinizdir. Bu, bilimseldir. Bizim sorunumuz da hafızamızı ne kadar geriye taşıyabildiğimizle alakalıdır.” diye konuştu.

“Hafızası olan milletlerden korkulur”

Prof. Dr. Fazlıoğlu, özetle şunları söyledi: “Klasik Türkçede bir kelime var, ‘Hatıra’. Bu kelime aynı zamanda ‘tehlike’ demektir. Çünkü hafızası olan milletler tehlikelidir. Aliya İzzetbegoviç hafızası olan milletlerin medeni millet olduğunu, böyle milletlerin karşı taraf için artık tehlikeli ve korkulur olduğunu ifade eder. Peki biz ne kadar tehlikeliyiz, hatıralarımız ne kadar? Eğer hafızanda, zihninde bir iz varsa anlarsın. Hafızamızı kaybettiğimizi düşünelim, bunu büyük ölçekte tekrar düşünelim. Yani sanatta, şiirde, siyasette, bilimde hafızamızı kaybedersek neyi anlayacağız? Fehm etmek yani anlamak geçmişe doğru çalışır, ilim geleceğe doğru çalışır. Bu çok önemli bir ayrımdır. Bir şeyi anlamak demek, aslında karşılaştığın bir olgu olayın zihninde bulunanlara refere edilmesi, atıfta bulunulması ve yakalanması demektir. Eğer zihninde olgu olayla ilgili tecrübe yoksa onu kavrayamazsın. Çünkü anlamak hep geriye doğrudur. Herhangi bir olgu olayı, hangi alana dahil olursa olsun, bizim yakalayabilmemiz için onu yakalayabilecek bir kavram modelinin zihnimizde hazır olması lazım.

“Medeniyet tarihimizde Orta Asya ve İslam’ı Unutmayalım”

Bugünkü bilimi kuran, matematik bilimini kuran Babillerdir. Bizim hafızamız en fazla Yunan’a kadar gidiyor, çünkü öyle öğrettiler. Çünkü ari olan, ilk medeni kavim Yunanlılar. Bu yüzden diyorlar ki, Yunanlılardan başlar her şey. Bizim bütün zihnimiz Yunan-Latin mantığına göre çalışıyor. Çünkü olgu olaylara bakarken medeniyet tarih yazıcılığı dediğimiz disiplin içerisinde bize öğretilen bu olduğundan dolayı. Burada uzmanlıktan bahsetmiyorum. Bilincin eşlik etmediği, bizi açığa çıkaran davranış biçimleri, kullandığımız kavramlardan bahsediyorum. Bu anlamda zihnimizde geriye doğru gittiğimizde Yunan’a denk geliyor. Peki, Orta Asya nerede? Hadi onu geçtik, İslam nerede? Mesela Çin’e etkimizi kimse bilmez. Çin hat sanatının inşa edilmesinde 5 büyük Müslüman Çinli hattat var. Çin astronomisinin kuruluşunda keza öyle. Çin’in yükselişinde İslam’ın rolü vardır.”

Soru cevap bölümünün ardından Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu’na Vali Ahmet Ümit tarafından plaket takdim edildi. Söyleşi, kitap imza etkinliğinin ardından sona erdi.

http://ajanda.ibu.edu.tr/ihsan-fazlioglu-hoca-ile-bolu-maarif-soylesileri-baibude-basladi/
Share:

28 Şubat 2020 Cuma

İhsan Fazlıoğlu ile Nesefi Akaidi Okumaları Tüm Dersler Ses Dosyası Erişime Açıldı (13 Saat)

İhsan Fazlıoğlu ile Nesefi Akaidi Okumaları Tüm Dersler Ses Dosyası Erişime Açıldı (13 Saat)

İhsan Fazlıoğlu tarafından gerçekleştirilen Nesefi Akaidi Okumaları programı kapsamındaki 11 dersin 13 saatlik ses kaydı erişime açılmıştır.
Yararlı olması dilekleriyle...

***Ses dosyasına erişim ve kaydetmek için linke tıklayınız.




Share:

İhsan Fazlıoğlu Kültür Sanat Buluşmaları'nda! "Sen 'kendin'i bilmez isen...: Yunus Emre ne demek istedi?"

İhsan Fazlıoğlu Kültür Sanat Buluşmaları'nda! "Sen 'kendin'i bilmez isen...: Yunus Emre ne demek istedi?" 

İhsan Fazlıoğlu Kültür Sanat Buluşmaları'nda! "Sen 'kendin'i bilmez isen...: Yunus Emre ne demek istedi?" başlıklı konferans 03 Mart 2020 Salı günü İstanbul Ticaret Üniversitesi Sütlüce Yerleşkesi Konferans Salonu'nda yapıldı. İzlemek için linke tıklayınız.
İstanbul Ticaret Üniversitesi'ne katkılarından dolayı teşekkür ederim.

Yunus Emre Konferansı:
"Sen 'kendin'i bilmez isen...: Yunus Emre ne demek istedi?"

Share:

Yazar Buluşması: İhsan Fazlıoğlu | Tuzla İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Yönetici Okumaları


Yazar Buluşması: İhsan Fazlıoğlu  | Tuzla İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Yönetici Okumaları 

Tuzla İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Yönetici Okumaları | Yazar Buluşması | İhsan Fazlıoğlu
Pano
20 Mart
Çalar saat
10:00
Share:

14 Şubat 2020 Cuma

İHSAN FAZLIOĞLU'DAN BİLİM SANAT VAKFI (BİSAV) AÇIKLAMASI


İHSAN FAZLIOĞLU'DAN BİLİM SANAT VAKFI (BİSAV) AÇIKLAMASI:

"Süreç içinde suhuletle sorunu çözmek için bir istişare heyeti kurulması fikri, (...) iyi niyetli olduğuna inanmak istediğim, açık-seçik bilgimin olmadığı ve ancak tebliğ edildiği esnada muttali olduğum 'kayyum' fikrine dönüştü."

AÇIKLAMA:

 21 Ocak 2020 tarihinde BİSAV'ın yönetiminin geçici olarak Vakıflar Genel Müdürlüğünce devr alınması akabinde 20 yılı aşkın süre ders verdiğim bu kurum için anlamlı ne yapabilirim sorusunu sordum.

Hem insani ve ilmi sorumluluk gereği, hem de uzun yıllar öğrenci yetiştirdiğim bir kuruma vefa sadedinde hiç yapmadığım bir şeye kalkışarak belirli bir hukukumun olduğu insanları aradım ve derdimi ifade ettim.

Süreç içinde suhuletle sorunu çözmek için bir istişare heyeti kurulması fikri oluştu. İlim camiasının ileri gelen isimlerden teşkil edileceği söylenen ve adları da zikredilen bu heyete, BİSAV'ın ilmi ve kurumsal birikimini muhafaza etme adına katılmayı kabul ettim.


Bu süreçte de BİSAV'ın yetkili isimleri ile de bu fikri yüz-yüze müzakere ettim ve nispeten olumlu bir kanaat edindim.

Süreç içinde heyet fikri, iyi niyetli olduğuna inanmak istediğim, açık-seçik bilgimin olmadığı ve ancak tebliğ edildiği esnada muttali olduğum 'kayyum' fikrine dönüştü.


Bu fikirden 10.02.2020, içeriğinden ise 11.02 2020'de haberdar oldum. O gün vakit geçirmeksizin ilgili mercileri arayarak söz konusu görevi yapamayacağımı (yapmayacağımı değil);


çünkü aklımın, bilgimin, tecrübemin, sağlığımın ve en önemlisi ilkelerimin bu iş için uygun olmadığını bildirdim. Çünkü hayat boyu bilgiyi ve adaleti daima her türlü politik tutum alışın üstünde mütalaa ettim ve elimden geldiğince bu ilkeye göre davranmaya çalıştım.


13. 02 2020'de resmi evrakı tebellüğ ettim ve 14.02.2020'de de ilgili mahkemeye söz konusu görevi kabul edemeyeceğimi bildiren dilekçemi verdim ve işleme kondu.


Bu süreçte 'kayyum' kavramı etrafında belirli bir edep içinde dile getirilen deyişleri anlayışla karşıladığımı söyleyebilirim.


Ancak hadsiz deyişlerin insanımızın tînetini, camiamızın da hulkiyetinin seviyesini ifşa ettiği açıktır. Söz sahibinindir. Öncülleri bilmeden, süreci idrak etmeden yargıda bulunmak övmek ya da sövmek ile sonuçlanır; önemli olan anlamaktır.


Bunun için de önce iyi niyet ve ahlak gerekir. Adalet hissiyatının yarattığı derin endişeyi ancak Allah'a tapanlar ve -inanmıyorlarsa- vicdanı olanlar anlayabilir; insana tapanlar ve çöplüklerinin kavgasını yapanlar değil.


Son söz: Bu açıklama insanlar içindir, çakallar için değil. Sırtlana gelince... Ne demişti şair: "Yalnız kalbi vardır; hüznü olanın..." 

Saygılarımla...

İhsan Fazlıoğlu
Share:

Total Pageviews

"Erdemlerin en büyüğü bilimdir. İnsanlar erdem sahibi olmazsa, şehir ve yöneticiler de erdemli olmaz."
Farabi, Erdemli Şehir

Bu Blogda Ara

Blogger tarafından desteklenmektedir.